Ortognatik Cerrahi Nedir?

ortognatik cerrahi, çene estetiği yapımı, çene estetiği yaptırma

Alt ve üst çene, yani maksilla ve mandibula yüz iskeletinin en büyük kemiklerini teşkil ederler. Bu kemiklerin transvers ve sagital düzlemdeki normalden sapmaları, simetrik veya asimetrik olarak büyük veya küçük olmaları, bireyin görünümünü ve çene fonksiyonlarını büyük ölçüde etkiler. Normalden sapmalar; fazlalık-eksiklik, uyumsuzluk (disproporsion) ve simetri bozuklukları şeklinde tek veya çift çenede görülebilir. Yine bu deformiteler iki çenede de ayrı ayrı fazlalık, eksiklik, konum bozukluğu ve simetri bozuklukları olarak ortaya çıkar. Genelde maksilla ve mandibulada gelişimsel deformitelerin görülme sıklığı % 2 olup % 15’lere kadar çıkabilmekle beraber bu deformitelerin dereceleri hafif olduğunda, birey tedavi aramaz. ortognatik cerrahi, çene estetiği yapımı, çene estetiği yaptırmaEtyolojide heredite en büyük etken olmakla beraber çevresel faktörler, yanık nedbeleri ve travmalar, nedbeleri ve gelişme merkezlerinin tahribi, parmak emme gibi kötü, alışkanlıklar makroglossi gibi anatomik bozukluklar, prognati, retrognati, openbite (açık ısırım), laterognati gibi çeşitli estetik komponenti de bozan ve derin fonksiyonel bozukluklara sebep olan deformitelere yol açar. Bu arada akromegaliyi de unutmamak, klinik ve laboratuar muayenelerine baş vurmak gerekir. Deformitelerin sadece yüz iskeleti ile değil kranium iskeleti ile de ilişkileri incelenmeli ve tam bir analizi yapılmalıdır. Maksillofasial gelişimsel deformitelerde yüzün 1/3 orta, 1/3 alt kısmı incelenir ve tedavi yolları aranırsa da mutlaka frontal, orbito zigomatik komponentlerin de incelemede ihmal edilmemeleri icap eder. Olay daha öncede belirttiğimiz gibi sadece profil ve ön arka görünümü hoş olmayan estetik bozukluk değildir. En büyük fonksiyonel etkilenme üst ve alt çenenin normal kapanışının (oklüzyon) olamamasıdır. Normal kapanma (oklüzyon) üst çene insisiv (kesici) dişlerinin alt çene kesici dişlerinin önünde ve makaslama yaparak, kanin dişlerden geriye doğru da premoler ve moler dişlerin fovea ve tüberkiillerinin birbirine adapte olarak arada boşluk bırakmayacak şekilde kapanması ile olur. Ve bu kapanışa normokliizyon denir. Öğütücü dişler lingual veya buccal tarafa kayık olursa bu takdirde buccal veya lingual crossbite ve maloklüzyondan bahsedilir. Kesici dişlerin makaslama yapamaması üst üste teması veya temas edemeden açık kalması çeneler kapalı konumda iken kesici dişlerin arasında açıklık kalması ısırmaya ve çiğnemeye imkan tanımadığı gibi büyük sindirim bozukluklarına da yol açar. Maloklüzyonlu hastalarda dişler arasında hava kaçağı olacağı için konuşma da etkilenir. Bu etkilenme bazan aşırı derecede olabilir. Açık ısırımlı hastalarda normalde dominant solunum nazal olmak gerekirken oral olur. bu nedenle ağız kuruluğu periodontal hastalıklar ve diş çürümeleri daha fazla görülür. Yani ağız hijyeni bozulur. Ameliyatla gelişimsel çene deformitelerinin düzeltilmesinin sonucunda çiğneme, konuşma düzelir ağız sağlığı daha iyi olur. Bunun dışında görünüm bozuklukları da düzeltilmiş olur. Bu deformiteler bireyin gelişim yaşlan sırasında ortaya çıkmaya başlamaktadır. Değişici ve kalıcı dişler çıktıkları zaman çenelerde bir bozukluk görülürse bu bozukluğun ilerde iskeletsel bir bozuklukla sonuçlanmaması için dişsel ve iskeletsel kuvvetler tatbik ederek diş hekimliği ortodonti uzmanları bu deformiteleri tedavi etmek ve artmasını önlemek için çeşitli aparey ve yaylar kullanır ve kapanış ve dişsel bozuklukları düzeltmeye gayret ederler.

Cerrahi düzeltme, yani ortognatik cerrahi, büyüme tamamlandıktan sonra yapılmalıdır, ki bu erkeklerde 18, kızlarda 17 yaşlar dolayındadır. Bir kriter olarak da ayakkabı numarasının son iki yılda değişmemesini alıyoruz. Ameliyat sonrasında iyi sonuç alınmasına rağmen bu iyi sonucun zamanla değiştiği, deformitelerin nüksettiği durumlar da vardır. Buna sebep olarak nadiren hipofiz adenomu (akromegali) gözden uzak tutulmamalı fakat rezidivlerde en büyük etkenin iyi planlama yapılmaması ve çene kesilerinden sonra yapılan tesbitlerin süresinin kısa tutulması ve post operatif ortodontik tedavinin ihmal edilmesi olduğunu zikredebiliriz.

Ameliyat planlaması yapmadan önce mutlaka deformitenin analizinin yapılması icap eder. Ortopantomogram da denilen panoreks grafiler superpozisyon olmadan bilhassa mandibulanın kemik ve diş köklerini, alveolar kanalı, trabekülasyonu incelememize imkan verir. Kesi yerini de anatomopatolojik bakımdan görürüz. Cefalogram denilen, (röntgen tübü yaklaşık 2 metre uzakta iken çekilen) lateral kraniofasial grafilerde işaretlenen antropometrik noktalar, yumuşak doku konturları ve bu noktaları aydınger kağıdına alarak yapılan çizimler ve açı ölçümleri cefalometrik analiz olarak adlandırılır (Tracing). Bu analiz çeşitli yöntemlerle yapılmakla beraber en önemli nokta ve çizgiler S (sella), N (nasion), A (infraspinale) maksiller dikenin altı, B (supramentale) SNA açısı ile SNB açısının eşit veya +/- bir derece farklı olması gerekir. Bunun dışındaki dereceler kemiksel bozukluğa delalet eder. SN (sella-nasion) çizgisi ile A ve B noktalarının yaptığı açılar ayrıca yüz ile cranium kemikleri arasındaki uyumu da gösterir.

Ortognatik cerrahiye hazırlık aşamasında yine diş hekimi ve ortodontistler tarafından dentoosseöz kapanış kalıpları hazırlanır ve bu alçı kalıpları artikülatöre konup posterior düzlemde fikse edilerek patolojik kapanışı incelememizi mümkün kılar. Ameliyat planlamasında bu alçı kalıplarında canlıdaki kesi ve konumları model olarak kullanarak düzeltmeler deneyebiliriz ki buna “mold surgery” denir (Traceingin kesilip planlama yapılmasına ise ‘mock surgery’ denir). İki çene birden kesilecekse interoklüzal splint vazifesi görecek ısırma bloklarına da ihtiyaç vardır. Bu sayede ilk kesilecek kemiğin tesbiti doğru yerde yapılabilir. İkinci kemik kesisi yapıldıktan sonra da araya ikinci bir ısırma bloku konabilir.

Ortognatik Cerrahi olgularında anestezinin mutlaka intratrakeal ve Trans nazal intubasyonla yapılması gereklidir. Ameliyatta yapılan kesilerden ve tesbitlerden sonra hastanın ağzı genelde normoklüzyonda dişler vasıtasıyla alt çene üst çeneye bağlanır. Bu tesbit archbar (şine) ve dişlerin koronalarının altından loop yapan 0.30 veya 0.40 mm tellerle şinelerin dişlere tesbiti, şinenin kancalarına da ortodontik lastik bantlar takılarak maksillomandibuler tesbit ile sağlanır. Diğer bir yöntem ise ameliyattan önce dişlerin bukkal ve labial yüzlerine kancaların (braketlerin) (cemante) edilmesi veya yapıştırılması yine bu braketlere ortodontik lastikler takılarak ameliyat sonrası tesbit sağlanır. Hastalar uyandırılırken veya postop dönemde aspirasyon sorunu olursa tesbitler açılarak hava yolu kontrolü sağlanır. Postoperatif dönemde hastaların sulu gıdalar ve mikser, blenderden geçirilerek çözelti haline getirilmiş sıvı gıdalarla beslenmeleri gerekir. Bunun için bardak, kaşık veya kamış kullanılabilir. Postoperatif dönemde en çok sorun olan gıda maddelerinin ağızda takılması, infekte olması, kötü koku ve pyoreye sebep olmasıdır. Sık sık, bol su ile tercihen basınçlı su fışkırtan setlerle (water pick) her beslenmeden sonra ağız temizliği yapılmalıdır. Ortognatik cerrahide deformitenin şekline ve yerine göre kemik kesileri, kemik çıkarma, kemik ilave etme, kesilen kemikleri yeni konuma yerleştirme ve ossifikasyon olana kadar tesbit gerekir. Tesbit süresi 6 hafta dolaylarındadır.

Mandibula deformitelerini ramus mandíbula kesileri ile tedavi etmenin corpus mandibula kesileri ile düzeltmeye karşı çok fazla avantajları vardır. Bunları sıralayacak olursak, 1-Kesiler N.Alveolaris inferior ve/veya akçene nörovasküler (bundl), demetine zarar vermeden rahatlıkla yapılabilir. 2-Kesiler diş kaybına neden olmaz. 3-Ramus kesileri geniş ve vasküler iyi beslenen temas yüzeyi sağladığından çabuk ve sağlam kaynar. 4-Malunion, nonunion gibi kaynama problemleri yok denecek kadar azdır. 5-Osteomyelit insidensi çok düşüktür. 6-Kesiler ağız içinden veya ekstra oral olarak boyundan çok rahat bir şekilde yapılabilir. 7-Plak ve vida kullanma gereksinmesi ramus osteotomilerinde çok nardir. 8-Ramus osteotomilerinde mukoza kapatma problemleri olmaz.
Ramus kesileri ya prosessus artikülaris ile prosessus miiskülaris arasındaki sigmoid çentikten aşağı uzanan oblik veya vertikal istikamette ya da intraoral girişimle ramus mandibulayı sagital düzlemde iki yaprak gibi bölen sagital split osteomi şeklinde yapılır. Asla horizontal osteotomi yapmamak gerekir. Aksi halde çiğneme kasları etkisi ile kemik fragmanlarında istenmeyen büyük yer değiştirmeler olur. Mandibula deformitelerinde intraoral girişimle ramusu medial ve lateral iki parçaya ayıran sagittal split osteotomi ile sonuçlar çok daha iyi olmaktadır ve daha sık yapılmaktadır. Nadiren corpus osteotomisi ve sık olarak da semfiz osteotomisi yapılmakta ve mandibula deformiteleri düzeltilmektedir. Otojen kemik grefleri de mandibulada başarı ile kullanılmaktadır. Maksilla osteotomileri de Le Fort I ağırlıklı olmak üzere çeşitli modifikasyonlarla yapılarak maksillanın ileri-geri, yukarı-aşağı, sağa-sola doğru konumu değiştirilir, deformiteler ve oklüzal bozukluklar düzeltilir.

Açık ısırım (open bite) deformiteleri anterior, lateral ve posterior kısımlarda olabilir. Anterior (open bite) larda (sagittal split) osteotomi ile mandibula distali yukarı döndürüldüğünde genelde geniş osteotomi yüzeyinde oluşacak kal dokusunu etkilemeden kapanış normoklüzyona getirilebilir. Bunanla beraber maksilla osteotomileri veya çift kemik osteotomisi gereken olgular da vardır.
Tesbitler açıldıktan sonra ki bu süre genelde 6 haftadır, ortopedik ve ortodontik tedavilere devam edilmesi, hem oklüzyonu optimum hale getirmek hem de deformitenin rezidivini önlemek için gereklidir.

Maksillomandibuler deformitelerin düzeltilmesinde yumuşak dokulara zarar vermeyen (reciprocating saw denilen) titreşimli testerelerin kullanımı hem sonuçları düzeltir hem de ameliyat süresini kısaltır. Ameliyatlarda subperiosteal disseksiyonla osteotomi yerleri hazırlanır ve geniş kas mobilizasyonu yapılır. Bu arada kesilen kemik fragmanlarının nörovasküler pediküllerini de yaralamamaya ve yeterli korumaya dikkat etmek gerekir. Postoperatif ve post fiksasyon dönemlerinde yine hastaların ortognatik cerrahi ekibinin kontrolunda bulunması icap eder. İnterdisipliner çalışma sayesinde bu deformiteli bireylerin normal görünüm ve fonksiyona kavuşarak yaşamlarını sürdürmeleri imkanı doğmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir